Archive | Hamilelik günleri RSS feed for this section

Begüm yarın geliyor:)))

22 Apr

Bugün doktora gittik. Eşim, ben ve doktor yarın bebeğin gelmesine karar verdik Hiç planlamadığım bir şeydi bu planlı doğum ama artık son kararımız bu yönde. Böylesi kısmetmiş diyor ve hayırlısını diliyorum.

Yarın sabah 8’de kızıma kavuşacağım ve şu an bunun mutluluk ve heyecanını yaşıyorum.

Hamileliğim boyunca bana destek olan, nerdeyse benim kadar Begüm’ün gelişini heyecanla bekleyen herkese yanımda olduğunuz için teşekkür ediyorum.

Yarın büyük gün bebeğim, yarın içimdeki dünyadan yeni dünyana merhaba diyecek ve bizim dünyamızı da değiştireceksin. Heyecanla, sevgiyle, aşkla seni bekliyoruz.

.

Ah Belinda!!!

20 Apr

Bugün 39 haftalık bir bebek oldu Begüm. O yerinde rahat ben de bir o kadar rahatsız.

İş yerinde de son günümdü bugün, biraz önce eve geldim. Son günleri dinlenerek geçirmek istiyorum sonra çok ihtiyacım olacak çünkü.

Bugün bebiş gelir diye çok umutlanmıştım. Belinda’nın tahminleri tutmadı:((( Şu dakika itibariyle kendimi sıkmıyorum, kasmıyorum, Begüm’ün içimdeki son kıpırtılarının, son tekmelerinin  keyfini çıkarıyorum ve sükunetle kavuşmamızı bekliyorum.

.

Son günler

18 Apr

Dün kontrolümüz vardı.

NST + Ultrason + Pelvik  muayene sonrası sonuç:  Begüm’ün hiiiiiç gelmeye niyeti yok:))

Doktor beklemeye devam dedi. Bebeğin kilosu 3600 küsür gram çıktı. Biraz daha büyürse beni oldukça zorlayacak gibi gözüküyor.

Perşembe günü de tekrar kontrole gideceğiz ve o güne kadar gelmezse minik cadı, artık ben bir karar vereceğim galiba. Çünkü gelmezse, kilosu biraz daha artmış olacak , 40. haftayı tamamlamak üzere olacağız ve ben artık dayanamıyorum. Hayırlısı diyorum, kızımın cuma gününe kadar geleceğine inandırıyorum kendimi hem de onunla sürekli konuşuyorum gelsin diye. Bakalım kızım beni dinleyecek mi??

Bu arada komik bir şey anlatayım. Cuma günü manikür, pedikür vs için yıllardır gittiğim arkadaşa gittim. Bana, daha önce gelen hamilelerin karnını göre göre doğum tarihlerini tahmin ettiğini söylemişti. Hatta bir kadın  gelmiş,manikürünü, pedikürünü yaptırmış, “ağda için haftaya geleceğim” demiş, bizimki de “bence bugün yapalım , senin süren dolmuş, bugün en geç yarın gelir” demiş. O gece kadın doğum yapmış:))) Kendisi göbek deliği çevresinde oluşan yuvarlağın tamamlandığından ve çizginin aldığı renkten anladığını söyledi yani hissederek falan söylemiyor.  Ben de gittiğimde göbeğimi açtım, “söyle bakalım dedim bizimki ne zaman gelecek???” Şöyle bir baktı “en geç Salı” dedi:)))) Her ne kadar böyle şeylere inanan bir insan olmasam da bir umuttur yaşatan insanı diyorum ve salı gününün gelmesini bekliyorum:)))))

Hastane çantamız hazır

17 Apr
Beni takip eden hamile arkadaşlara yol göstermesi  ve belki de eklemem gerekenleri söylemeniz açısından hastane çantama neler koydum bir göz atalım;
Benim için;
 2 adet göğüs kısmı düğmeli gecelik,
 Sabahlık,
 2 adet emzirme sütyeni,
 İç çamaşırı ve atılabilir külot ( bunlar işe yarıyormuş ben Joker’den aldım, her yerde satılıyor)
 Lansinoh göğüs kremi,
 Lansinoh göğüs pedi,
Çorap,
Terlik,
Ped,
Kırmızı taç;
Allık, concealer, lipstik, deodorant, tarak,diş fırçası ve diş macunu
Çıkış için kıyafet

Bebek için;
1 hastane çıkış seti (zıbın, eldiven, bere)
1 tulum, 1 body
1 hırka
çorap
1 penye, 1 yün battaniye (çıkarken sarmak için)
Ekstra;
Kağıt havlu, ıslak mendil, kolonya
Fotoğraf makinesi
 

38. HAFTA

13 Apr
Çok gergin geceler geçiriyorum. Gündüzleri hiç sıkıntım yok işten eve gelip de uzanınca yorulduğumu anlıyorum, hafif ağrılarım oluyor zaten bunlar olacak çok normal ama gece oldu mu tam bir kurt adama dönüşüyorum:)))  Uyuyamıyorum ve hangi arada uyuyorsam artık, kabuslarla uyanıyorum. Yüz üstü ve sırt üstü uyuyamadığım gibi  yan yattığımda da hangi yöne doğru yattıysam o tarafım uyuşmuş uyanıyorum. Bazen tam bacağıma kramp girecekmiş gibi oluyor ama hemen geçiyor neyse ki. Sağdan sola dönmenin bir işkence olduğunu sanki bacaklarımın üstünde kilolarca yük varmış gibi bir basınç hissettiğimi artık söylemiyorum bile.

Uyumayı bir kenara bırakalım, kitap okumak dahi çok zor. Kitabı bacağına koysan göbeğinden göremiyorsun, göbeğine koysan bir süre sonra o da baskı yapıyor. Bacaklarını uzatıp üstüne bir yastık koyup kitabı da onun üstüne koysan bu sefer boynun ve belin ağrımaya başlıyor.  Evde iş yapsam sonra ağrılarım oluyor, yapmasam yatsam bu sefer gece hiç uyuyamıyorum. Anlayacağınız ben artık ne yapacağımı şaşırmış vaziyetteyim. 

Bu arada bundan 1 hafta önce göbeğim açık bir vaziyette otururken eşim göbeğinin altında bir kızarıklık var dedi. Sonra da “hay demez olaydım diye isyan etti”  Bu kızarıklık dediği şey resmen çatlak, göbeğimin epey altında  biri sağda oldukça uzun diğeri solda 3 küçük kırmızı renkte çatlağım olmuş hayırlı olsun. Nasıl moralim bozuldu anlatamam sanki dünya başıma yıkıldı evet biraz abartmış olabilirim ama benim yüzümden oldu çünkü o hafta artık bu saatten sonra bir şey olmaz diye hem Lierac’ı düzenli sürmedim hem de delicesine kaşıdım. Kremi artık aklıma gelen her dakika sürüyorum, 3-4 çatlakla kurtulduğuma da şükrediyorum. Tabi doğumdan sonra belli olacak her şey, sarkmalar, çatlaklar, selülitler. Bakalım neler göreceğiz daha???

Ve dün 37. hafta da bitti.  Son dönem gerçekten sıkıntılı geçiyormuş, beklemek yoruyor aslında insanı başka da bir şey değil. Hayatta hiçbir şeyi bu denli heyecanla beklememişim o yüzden “beklemek,sabretmek” gibi kelimeleri öğretti bu minik misafir bana.  Bu haftadan itibaren tam bir teyakkuz durumu içerisindeyiz, cumartesi doktor kontrolü var ama ben sanki bu perşembe bizim miniş gelecek gibi hissediyorum. Hadi hayırlısı!!
.

İlk raund; Missred 1, doktor 0 :)))

5 Apr

Cumartesi merakla beklediğimiz doktor kontrolümüze gittik.

Bebek gayet iyi, her şey normal. NST sonucu da iyi, kasılma falan yok. Begüm 2951 gr. olmuş, kısaca 3 kg. diyelim.  Yine yüzünü göstermedi bize, 1 aydır göremiyoruz kendisini ama zaten şurda kavuşmaya ne kaldı ki?? Dile kolay 258 gündür taşıyorum onu, bu kadar zamandır ben nereye o da oraya, ben ne yersem o da onu yiyor, üzüntümü, sıkıntımı,mutluluğumu her şeyi paylaşıyoruz kızımla.  Onun kendisini hazır hissedip benden ayrılmaya karar vermesiyle( umarım olaylar böyle gelişir) dünyaya gelecek miniğim ve biz de bizi bekleyen yeni hayata merhaba diyeceğiz. İkiyken üç olacağız:)  Evde sessiz sedasız ben bir tarafta U. bir tarafta uzanmışken hep bunu düşünüyorum. Bir daha hiçbir şey 2 kişilik olmayacak bu evde, en azından uzun yıllar boyunca her kararımızı 3 kişiye göre düzenleyeceğiz. 3 kiloluk bir kişi o, ne tatlı ya:) ( evet kafayı yedim ben)

Gelelim meşhur çatı muayenesine!! Doktor 2 saniyede muayeneyi gerçekleştirdi.Heh dedim tamam bakmadı bile kesin olumsuz bir şey söyleyecek. “Canın acıdı mı? bu muayene doğumdan önce hastaneye belirtilerle gittiğinde açıklığı tespit etmek için bir çok kez yapılıyor” dedi. Ben de bir mani çıkmasın diye ” Yok, hiç acımadı” dedim, halbuki gözüm karardı acıdan o ayrı:)) Allahtan kısa sürüyor, bir de doğum sancısının yanında bu nedir ki diye düşündüm.

Sonuç: Sezaryenci doktor 0, Missred 1 , ilk raundu kazandım, çatımız dar değilmiş:)))) Şaka bir yana doktorun da hakkını yiyorum, adam sezaryen yanlısı ama benim isteğime saygı duyuyor. Yine de “tabi ki normal doğum” diyen bir doktor olmasını içimi rahatlatması açısından tercih ederdim. Neyse çok az kaldı artık, artık kavuşmak nasıl kavuşacağımdan daha önemli olmaya başladı. Bizim için hayırlısı neyse o olsun sadece bunu istiyorum.

Beni bu havalar mahvetti

2 Apr

Sersem sersem dolaşıyorum ortalıkta, her tarafım ağrıyor. Kime sorsam aynı dertten muzdarip.

Gece saat 04:15’e kadar uyuyamadığım için bugün de iyi geçmiyor. İşe geldim, işlerim vardı çünkü, bir an önce onları bitirip uzamayı düşünüyorum.

Ayaklarım had safhada şiş, çıkarıp ayakkabılarımı biraz uzatsam ayaklarımı sonra ayakkabı hiç olmuyor, en iyisi akşama kadar beklemek. Manikür- pedikür yaptırmam lazım ayrıca.

Bu arada göbeğim ve yüzüm fena halde kaşınıyor. Biraz önce gofret yedim, sabah da domates o yüzden herhalde.

Bugün bloggerlardan biri daha doğuruyor hatta doğurdu bile, umarım her şey yolunda gitmiştir. Bildiğim hamile tek bir blogger kaldı, o da Ayda’nın annesi. Unutmuşum bir de Tanya var. Hepimiz heyecanla bekliyoruz, normal doğum düşündüğümüzden tarihler belli değil.

Yarın büyük gün!! Çünkü hem sonlara yaklaşırken Begüm’ün kilosu önemli hem de ilk defa çatı muayenesi yapılacak. Bakalım çatımız müsait miymiş hanımefendinin geçişine??

Son olarak İdefix’ten verdiğim kitap siparişlerim nihayet elime ulaştı. Kütüphane haftası dolayısıyla %40’a varan indirimler var kitaplarda 20 Nisan’a kadar ilgilenenlerin dikkatine!
Ben mi ne aldım?
Uzun süredir okumayı planladığım ama bir türlü alıp okuyamadığım Emile Zola’nın bir fahişenin yaşamını konu aldığı Nana, Paul Auster’in Görünmeyen adlı yeni romanı, ne zamandır çıkmasını beklediğim Paulo Coelho’dan Brida ve Osho’dan Çocuk. Hangisinden başlasam bilemiyorum,sanırım durumumun anlam ve önemine en uygun olan Çocuk olacak.

Bu hafta da bitti, herkese iyi hafta sonları:)

.

Güle güle 35, hoşgeldin 36

29 Mar

Hafta sonum kötü geçti.

Sadece yattım.

Ağrılar ve uykusuzluk bu 2 günün baş kahramanlarıydı.

Nasıl olduysa bu sabah turp gibi kalktım. Dün gece artık işe gidemeyeceğime kanaat getirmiştim halbuki.

35. hafta da bitti kaldı 29 gün.

Resmen anne oluyorum, hala inanamıyorum:)

.

Şurda ne kaldı hayatımın buluşmasına?

25 Mar

Önce Çokoprenses ardından Blogcu Anne dün de Annesinin Bebiki‘nin doğum haberini alınca beni de bir telaş aldı tabi. Sanki hep burdan hamileliklerimizi anlatacaktık, bebekler hiç doğmayacaktı, biz hep hamile kalacaktık. Herkes sırasını savınca yavaş yavaş beni de sardı korkular, gelecek günler:)))

Korku demeyelim aslında meçhule doğru yol almanın verdiği rahatsızlık diyelim. İnsan her şeye alışacağını, bu günlerin geçeceğini, bir süre sonra bebeği konusunda bilir kişi olacağını bilse de tırsıyor işte. Hamilelikten de öyle tırsmamış mıydım?

Dün 35+0 olduk. Geçen cumartesi de kontrol vardı, her şey yolunda, bebek olmuş 2562 gr. Bu sefer bebeğin kilosu tam gününde çıktı ben de artık anlamıyorum. Sadece onun normal doğumla tehlikeye girmeyeceği bir kiloda doğmasını istiyorum. Doktor zaten üstü kapalı bir şekilde sezaryen yanlısı olduğunu belli etti. Sürekli normal doğum söylemlerime antitez üretip duruyor. Ne kadar yanlış bir yaklaşım içinde olduğunun, nasıl psikolojimi bozduğunun farkında değil. Halbuki çok iyi bir doktor, bu konular gündeme gelene kadar içim çok rahattı, güvenim tamdı. 3 Nisan’da ki randevumuzda çatı muayenesi yapılacak, o zaman zaten her şey çıkacak ortaya. “Çatın dar, normal doğum yapamazsın” derse de başka doktora gideceğim teyit almak için.

Bütün bunların dışında ayaklarım çok şiş, mide yanmaları falan biraz azaldı, şimdi bel ağrılarım başladı, onlar da çok mühim değil.  Sürekli bahsedilen şu hazırlık kasılmaları ben de olmuyor sanırım, oluyorsa da hissetmiyorum. Bu arada çalışmaya devam ediyorum, çalışmam için bir engel yok çünkü. İşte her an her şey olabilir diye tetikteyim, sanırım 10-15 gün kaldığında heyecan tavan yapacak, tabi miniş o zamana kadar beklerse????

33. hafta+ hamileliğe genel bakış

10 Mar

Kaç gündür bir şeyler yazacağım, yine bir üşenme bir tembellik. Allahım nolcak benim sonum? tembellikten mi ölücem? lütfen söyle.

Günler günleri kovalarken yazacağım konular da gündem dışına çıkınca en kolayı hamilelikle ilgili yazmak oluyor. Sanırım moda konuları biraz daha bekleyecek. Zaten artık o kadar çok moda blogu var ki hangisine bakacağımı şaşırıyorum, yine de tercihim kendini de olayın içine katanlar, daha hayata dair ve esin kaynağı olabilecek bloglardan yana oluyor.

Neyse bugün konumuz moda değil tamamıyla hamilelikte benim ruh ve fiziksel durumumdaki değişiklikler üzerine ve biraz da tavsiyeler vermek istiyorum.

İLK 3 AY; (ŞOK VE ALIŞMA DÖNEMİ)

Bu döneme ” ben şimdi hamile miyim?” dönemi de denebilir. Çünkü insan durup durup kendine bu soruyu sorar, bir türlü inanamaz, adeta şok halindedir.

Kendi deneyimlerime dayanarak;

Bulantılardan çok korkuyordum, bu konuda fobisi olan bir insan olduğumdan beni en çok düşündüren yanı buydu. Genelde sabahleyin  ya da akşam yemeğini biraz fazla kaçırdığımda oldu bulantılar ama normal mide bulantısı gibi değildi. Aslında bulantı değil kusma diyelim, çünkü ben de  ” ay kusucam galiba” ile başlayıp 1-2 dakikada kusma eylemi ile sonuçlanan şekilde oldu.

Balık, kahve ve ceviz gibi hamilelik öncesi tüketimini doruğa çıkardığım yiyecek ve içeceklerden bir anda tiksinmeye başladım. Ne kokularını ne de kendilerini görmeye bile tahammül edemez  olmuştum. Şimdi ise aşağı yukarı hepsini tüketebiliyorum ama eskisi kadar severek değil.

İlk başta saçlarım çok döküldü, aynı hızla devam etseydi sanırım şimdi keldim.  Çözüm olarak bir faydası olur diye Bioxcin kullanmaya başladım. Gerçekten çok faydasını gördüm, saç dökülmesini anında kesti diyebilirim.  Saçlarım o kadar dökülürken aynı zamanda çok hızlı uzaması da enteresandı. Tabi sadece saçlar değil istenmeyen tüyler de bir o kadar hızlı çıkıyor.

Hiçbir zaman  uzatamadığınız güçsüz tırnaklarınız varsa hamilelik döneminde sağlıklı ve çabuk uzayan tırnaklara merhaba diyebilirsiniz.  Tavsiyem çok fazla oje sürmemeniz yönünde, zaten muhtemelen sürerken kokusu sizi ojeden bir süre uzaklaştıracaktır.

Aslında ilk 3 ay mide bulantıları ve iştahsızlık nedeniyle kilo verenlerin oranı daha fazla. Yalnız ben  midemi bastırsın diye ekmek ve peynire dadanınca, üstüne üstlük eşimin yoğun “yemelisin” baskılarından dolayı 5 kiloyu ilk 3 ayda indirdim vücuduma.  ( Sonraları öğrendiğime göre benim bütün hamilelik boyunca çok hızlı kilo almamın sebebi hemen öncesinde yaptığım diyet ve verdiğim kilolarmış)

Bu dönemin anahtar kelimelerinden biri de uykuydu benim için. Akşam saat 8 de yatıp sabah 8 de kalktığım çok oldu. Eşim bir yerlere gitmek için yalvarırken benim isteğim ise sadece biraz daha uykuydu:)) Uyku hallerinin yanında yorgunluk, isteksizlik, duygusallık ve unutkanlık da yanında hediyesiydi.

3-6 AY ARASI DÖNEM ( SULTANLIK DÖNEMİ)

Hem ruhsal hem fiziksel olarak hamileliğe alıştığımız dönem olduğundan mide bulantılarımız, halsizlik, yorgunluk, uyku gibi şikayetlerimiz bittiğinden hamileliğin tabiki en keyifli dönemi.

Bu dönemle ilgili söylenecek çok bir şey yok. Bir yandan her ay yapılan kontrolleri heyecanla beklerken, diğer yandan ilginin tamamen sizde olduğu, her istediğinizin yapıldığı, şımartıldığınız ve bunun tadını fazlasıyla çıkarabildiğiniz dönem.

Bebekle ilgili ufak tefek hazırlıklara başlanır. Artık belinizi sıkan kıyafetlerden dolayı hamile reyonlarını takip etmenin de zamanı gelmiştir.

İlk 3 ay önerilmediğinden saçlarınızı da boyatabildiğiniz dönemdir. Ben bir kere sarıları kapatmak için organik boya ile kendi rengine boyattım. Röfle ile ilgili farklı düşünceler olduğundan cesaret edemedim açıkçası.

Bu arada 3-6 arası topuklu ayakkabılara da veda ettiğim dönem oldu, sanırım bir defa düğüne giderken giydim.  Sonlara doğru ayaklarım ufaktan şişmeye başladığından zaten ayaklarım içine giremez olunca spor ayakkabı ve botlarla yetinmek zorunda kaldım. Genel olarak  işe giderken beni daraltmayacak, belimi sıkmayacak, spor kıyafetleri tercih ettim, haftasonları ise üniformam eşofmanlar ve taytlar oldu.

Kısaca 3-6 ay arası dönem; içinde bebeğinizin de olduğu hayaller kurmaya başladığınız,  hamileliğin en çok tadını çıkarabildiğiniz çünkü siz de yarattığı olumsuzlukların minimuma indiği,  laylaylom bir dönem.

Bir tavsiye; annelik ve bebek konusunda bilinçlenmek için internet faydalı bir kaynak ama insanın kafasının karıştığı, boşuna evham yaptığı da oluyor siteler yüzünden. Sonuçta ne olursa olsun doğum milyonlarca kadının yaşadığı bir olay sezaryen veya normal. Aynı şekilde emzirsek de bebeğimiz büyüyecek, emziremesek de.  Bazı şeyleri takıntı haline getirmemize sebep olabiliyor bloglar ve siteler. Bir dönem bana oldu çünkü, her şeyi zorlaştırdı benim için bloggerlar ve siteler. Sonra kendime geldim allahtan.

SON 3 AY ( BELİRSİZLİK DÖNEMİ)

Her ne kadar karnımız belirginleşse de, bebeğimiz kendini kabul ettirmek için her türlü yolu denese de ( kıpırtılar, tekmeler, yumruklar) son 3 aya damgasını vuran hep soru işaretleridir.
Bebeğim nasıl olacak? bebeğim ne zaman doğacak? bebeğim kime benzeyecek? hazırlıklar ne zaman tamamlanacak? bebek odası, alışveriş listesi derken bir de bakmışız aklımız fikrimiz hep bebek.

Herkesin gözü üzerimizde. “Aman merdivenlere dikkat!!!”,” aman üşütme bugün çok soğuk!!!”,  Annemi her aradığımda telefonu endişeyle açıyor, artık yavaş yavaş herkes doğum haberine odaklanmış durumda.

 Hazırlıklar son sürat devam ediyor. Minicik bir bebek için bütün bu telaş, bu hazırlık. Bilse onun için yapılanları hemen çıkıp gelir, beklemez bence:))

Bu arada eğer ne şekilde doğum yapacağımız belli değilse bu belirsizliğin verdiği huzursuzluk, bebeğe kavuşmaya az kalmış olmasının verdiği heyecan ile bunu ilk defa yaşayacak olmanın getirdiği çeşitli duygu karışıklıkları içinde geçen bir dönem.

Alyansımı çıkaralı epey oldu, artık yüzükler olmuyor, saatler bile sıkıyor. Fazla iştahım yok, daha doğrusu az ve sık yiyorum çünkü midemde aşırı yanma ve gaz oluyor.  Akşamları deliksiz bir uyku imkansız, yatakta diğer tarafa dönmek bile işkence zaten neyleyim yüzüstü yatmadan uykuyu.  Bir yandan uyku kalitesiz bile olsa “kızım uyu dilediğince bunlar son uykuların” diyorum.  Ne kadar oturup kalkmakta zorluk çeksem, çabuk yorulsam da yine de çok fazla ağrım yok, hafif bel ağrıları, mide ağrıları geçiyor işte zaman.

Her sabah uyandığımda bir süre sonra bu odada bir de beşik olacak diyorum, minik bu saatte kesin uyanmış bizi de ayağa dikmiş olur diyorum. Hayal kuruyorum okuyacağı okullara varana kadar hemde. Sonra kendime kızıyorum “şimdiden karışma kıza” diyorum, diyorum da diyorum.

Bugün  bir haftayı daha geride bıraktık, 33+0 olduk. Bebek epey önden gidiyor, bazı değerleri 35 haftalık bebek değerlerinde, hızla kilo alıyor, doktor her şey yolunda diyor,  artık kontroller 2 haftada bir yapılıyor, NST’ye bağlanıp kalp atışlarını, bebeğe kan akışının durumunu ve kasılma olup olmadığını takip ediyoruz. Hastanemizi zaten belirledik, 1 sene sonra kendi evimize taşınacağımız için bebeğe oda yapmadık, diğer hazırlıkları tamamladık gibi. Ufak tefek eksiklikleri de en kısa zamanda tamamlayıp meşhur hastane çantamızı hazırlayacağız. Şimdi bilmediğimiz 2 şey var; 1) Begüm ne zaman gelecek? 2) ben nasıl doğum yapacağım? Bütün ihtimallere açığım yeter ki sağlıklı olsun bebeğim.

Sonuç;
1- Kesinlikle bu 9 ay olabildiğince bencil olun:))) kendinizi ve bebeğinizi düşünün sadece.
2- İnsanların söylediklerini, hamilelikle ilgili anlattıklarını fazla dinlemeyin, internette her okuduğunuza inanmayın. Her merak ettiğiniz şeyi doktora sorun.
3-  Hamileliğin, insanların size olan ekstra ilgisinin tadını çıkarın.
4-  Mutlaka hamile yogası veya pilatesi yapın( ben işler dolayısıyla yapamadım ama pişmanım)
5- Bu bebek alışverişi nasıl bitecek diye hiç dert etmeyin, bir bakmışsınız bitmiş, güzel bir liste yapın yeter, internette dolaşan abartılı listelere de aldanmayın. Merak etmeyin artık adım başı market, AVM var, bebek doğduğunda eksikler bile olsa ki mutlaka olacaktır tamamlamak zor değil.
6- Olumlu düşünün ve rahat olun.

Bu son maddeyi kendime de bir kez daha hatırlatarak postumu noktalıyorum.

.

cemsagkol

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

SERBEST KÜRSÜ

3 Okur 1 Yazar

Hayatı Kolayla

Hayatı kolay yaşamaya dair herşey...

Bir Sosyal Medya Uzmanı

Sosyal Medya ve Dijital Pazarlama Yenilikleri - Oğuzhan Yılmaz

aklıma düşen

Hayata dair herşey...

KocaBoğaz

yemiş* içmiş* yetiştirmiş*

İSYANIM VAR !!!

KONUŞURSAM OLAY OLUR

ANTRE

Yüreğimden Geçenler

baharinay

Perdedeki Kadınlara Mektuplar

DÜNYANIN TASARIMI

Dünya görüşünüz tasarımlara yansır , tasarımlar da buraya !

WordPress.com News

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 464 other followers