I hate working

13 Apr

Sevgili blog;

Adını koymak gerekirse sanırım şu anda içinde bulunduğum ruh haline pazartesi sendromu deniyor. Tembel insanların en azından pazartesi günlerine takabildikleri bir kulp sanırım bu. Çünkü zaten ben haftasonu evdeki işten dolayı daha çok yoruluyorum üstelik cumartesi saat 13’e kadar çalışıyorum. Dolayısıyla pazartesi noluyor ki bana da bir türlü işe konsantre olamıyorum anlamış değilim, diyorum ya tembel bahanesi benimki.

Bugün düşündüm de iyi ki ben üniversiteye giderken bu blog olayı yokmuş, sanırım işi gücü,dersi, sınavı bırakır blog olayına sarardım artık gezdiğim, gördüğüm, yaptığım her şeyi yazardım. Şimdi kafamdaki şeyleri hayata geçirip burada paylaşacak vaktim pek olmuyor. Yine de blog yazmak benim için gerçekleştirebildiğim yegane hobilerimden biri olduğu için terapi görevi de görüyor. Buraya yeni bir post eklediğimde ya da favori bloggerlarımın postlarını inceleme fırsatım olduğunda kendimi iyi hissediyorum. Konuyu şuraya getireceğim; insanın sevdiği işi yapması çok güzel bir şey olsa gerek. Çünkü ben yaptığım işi sevmiyorum. Bir kere çok stresli, çoğu zaman ufak hataları kaldırmıyor, müşteriler çok kaprisli, kadınlarla çalışmak özellikle zor, genelde tekstil sektöründe çalışanlar eğitimli değil. Velhasıl buna da şükür diyoruz ama işte insan yine de bazen koşarak gittiği, zevkle yaptığı işin hayallerini kuruyor. Bir de iş dediğin sabah 9, akşam 7 gibi bir zaman aralığında olmamalı. Bazen gecenin bir yarısına kadar çalışırken bazen de herkesin çalıştığı zamanda sen boş boş geziyor ya da her ne istiyorsan onu yapıyor olmalısın. Mesela benim bu konuda en büyük fantezilerimden biridir hafta içi Ortaköy’e gitmek, insanların haftasonu gibi alt alta üst üste olmadığı, trafiğin çıldırtmadığı sıradan bir günde mesela şu andaki gibi güneşli bir ilkbahar gününde Ortaköy’de olabilmek ya da bir alışveriş merkezini çılgın alışverişkolikler olmadan baştan aşağı gezebilmek, istediğim kıyafeti istediğim süre içerisinde deneyebilmek vs.vs.

İnsanın yaptığı işinin hobisi olması ya da işini çok severek yapması özellikle de bizim ülkemizde pek olur şey değil. Eğer sevdiği işi yapan okuyucular varsa ne mutlu onlara. Ben de artık blog yazmakla karın doymayacağını anlayıp işimin başına dönsem iyi olacak.

10 Responses to “I hate working”

  1. Alışveriş Cini April 13, 2009 at 3:57 pm #

    Sanıyorum bu dertten muzdarip çok insan vardır. İşini sevmek zor bir şey bence, zaten seviyorsan üstüne neden para versinler değil mi😛 Yine de haftaiçi alışveriş merkezine gidebilmek birçok kez benim de özlemini çektiğim bir aktivite :))

  2. yasemin April 13, 2009 at 4:50 pm #

    o kadar katılıyorum ki söylediklerine..ben yarın işe başlicam ve kendimi hapishaneye girecekmişim gibi hissediyorum, çünkü 9-6 ya da 8-5 aynı yerde olmak zorunda olmayı sevmiyorum.O yüzden uzun süre erteledim işe girmeyi, hep eskiden çalıştıgım yerleri düşünüp bunalıma giriyodum.ama sanırım hayatın kuralı bu.Ya da şu anda çalıştıgın işte bi süre para biriktirip,hobi olarak yapmayı seçtiğin işi paraya dönüştürmenin yollarını aramalı insan. Bi de şöyle düşünelim, yapmayı sevdiğin birşey sana para kazandırıp işin olunca, bi süre sonra aynı zevki ya da hissi vermemeye başlayabilir insana, ne de olsa iş:))

  3. Kirpikteki Gözyaşı April 13, 2009 at 5:43 pm #

    Şu sıra düşündüklerim tam da bunlar…İşini sevmek ya da sevdiğin işi yapmak…Biraz önce yine akşam oldu. Yine gece oluyor. Uyuyacağım ve sabah kalkıp işe gideceğim diye düşünüp her dakikamı değerlendirmeliyim hissine kapıldım…Sevmiyorum ben bu durumu. Bir yandan da şu ortamda iyi ki işim var diyorum! İyi haftalar:)

  4. MISSRED'S DIARY April 13, 2009 at 7:07 pm #

    Alışveriş cini;belkide sorun paradır, sevmediğim bir işi çok büyük paralara yapsam bu kadar tatminsiz olmazdım herhalde en azından sevmiyorum ama olsun çok kazanıyorum derdim:))))Yasemin; öncelikle yeni işin bir kez daha hayırlı olsun, senin postuna da iyi dileklerimi yazmıştım. Valla bi insan tek bişey için çalışır o da para. Kimse kariyer demesin. Gel seni genel müdür yapalım al sana 1000 tl. deseler kim napsın öle kariyeri, saygınlığı. Dolayısıyla sayısal lotoyu tutturduğum anda bütün iş hayatıma elveda:)))Kirpikteki gözyaşı; evet işte iyi para bile kazanıyor olsan stresli bir günün ardından koştur koştur eve gittikten, hiçbişeye vakit bulamadıktan sonra ne anlamı var ki?öyle bir iş olacak ki hem parası tatmin edecek hem de bol bol boş vaktin olacak benimkisi çok ütopik farkındayım:))

  5. Itır Arayıcı April 13, 2009 at 7:14 pm #

    Ben yıllarca çok sevdiğimin bir işi, çok ama çok severek, bütün zorluklarına rağmen yılmadan yaptım.Asla ve asla şikayet etmedim çünkü sabah olsa da işe gitsem dediğim için.Sonra işimi bırakmak, taşınmak ve yeni bir hayat kurmak durumunda kaldım.Bocaladım mı oldukça!Ama keşfettiğim bir şey oldu, dışarda farklı ve güzel bir hayat olduğu!Hayatta reklamdan,gazeteden başka bir işim olamaz derdim ama başka işlerin de olduğunu ve en önemlisi keyif alınabileceğini de keşfettim.Şimdi bana toplantılar, rezervasyonlar, bu ilan neden bizde yok hesaplaşmaları,çalışma hırsından gözü dönmüş kadınlar o kadar uzak geliyor ki….ama keşke bu ülkede insanlar hobşlerinden para kazanabilse ya da salakça toplum baskısı olmadan isteği işte çalışabilse!

  6. MISSRED'S DIARY April 13, 2009 at 7:25 pm #

    Itır; sonuçta yapılacak o kadar çok şey var ki hayat mücadelesinde bir şeyleri hep erteliyoruz hatta es geçmek zorunda kalıyoruz. Ben şimdi çalışmak için mi yaşıyorum, yaşamak için mi çalışıyorum bunu sorguluyorum, işi çok da sevsen az da sevsen kendine ayıracak vakit bulamıyorsan ne anlamı var bu kadar mücadele etmenin?

  7. betsy April 14, 2009 at 7:09 am #

    dün aksam altıda işten cıkıp, yedi bucukta eve varabildim..kafamda yapmayı planladıklarımın hiç birini yapamadan, bi duş alıp saat 21:30 da yattım..hırırırırıırırracaip sinirleniyorum kaçan zamanı düşününce!

  8. MISSRED'S DIARY April 14, 2009 at 9:18 am #

    betsy bu çok iyiydi işte, evlenmeden önce benim de işte çok yorulup eve gider gitmez yatıcam diyip saat 8’lerde uyumuşluğum var, aklıma o günler geldi. Evlendikten sonra ilk zamanlar eşim saat 9-10 gibi uykumun gelmesine çok şaşırırdı şimdi ben de alıştım geç yatmaya ama arada benimde oluyor 10 da yatmalarım:)))

  9. MODA CADISI April 16, 2009 at 3:03 pm #

    Hmm bu fantezileri ben de kurarım kafamda bazen ancak gerçekleştirmek nasip olmadı, işimden nefret etmiyorum ama daha çok severek yapabileceğim bir şeyler olduğunu biliyorum. Ben de ilk başlarda bir şey sanıp tekstil sektöründe bir deneyim yaşadım, seni az çok anlayabiliyorum zor bir alan. Ben de bugünlerde tavuktan halliceyim, 21:30-22:00 dedim mi uykum geliyor, dizilerimi bile seyredemiyorum😦

  10. MISSRED'S DIARY April 16, 2009 at 4:45 pm #

    İşte cadı geliyolar arada bir bana, yaz geldikçe insanın içi kıpır kıpır oluyor ve iş yerinde insan kendini hapishanede gibi hissediyor, böyle kendini ordan oraya atmak, gezmek tozmak istiyor:))) erken yatış saatleri de sanırım hepimizin ortak derdi.Vücut kendini yaza adapte etmeye çalışıyormuş, ondanmış, öyle okudum bi yerde:)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

cemsagkol

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

SERBEST KÜRSÜ

3 Okur 1 Yazar

Hayatı Kolayla

Hayatı kolay yaşamaya dair herşey...

Bir Sosyal Medya Uzmanı

Sosyal Medya ve Dijital Pazarlama Yenilikleri - Oğuzhan Yılmaz

aklıma düşen

Hayata dair herşey...

KocaBoğaz

yemiş* içmiş* yetiştirmiş*

İSYANIM VAR !!!

KONUŞURSAM OLAY OLUR

ANTRE

Kelimelere dökülmüş benliğim...

baharinay

Perdedeki Kadınlara Mektuplar

DÜNYANIN TASARIMI

Dünya görüşünüz tasarımlara yansır , tasarımlar da buraya !

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d bloggers like this: