başlıksız

22 Jun


Herkese iyi haftalar, yine bir pazartesi sendromunda daha birlikteyiz sayın okuyucular:)

Tatil ihtiyacı damarlarımda bu kadar şiddetli bir şekilde dolaşırken benim çalışmam, çalışabilmem ne kadar mümkün olabilir ki? Tabiki olamaz. Pazartesi günleri neredeyse hiçbir şeye elimi süremiyorum, herşeyi yarına erteliyorum ve bu bazı işlerin de gereksiz birikmesine sebep oluyor. Allahtan patronum yok, aile şirketinde çalışmasam çoktan kovulmuştum herhalde hahaa:))) Kendime haksızlık ediyorum aslında çünkü ben görebileceğiniz en sorumluluk sahibi insanımdır, bana bir görev ver ondan sonrasını unut. Yalnız sıkıştırılmaya, işime karışılmasına hiç gelemem o yüzden beni kendi haline bırakacaksın falan filan.

Tatil diyorduk. Bu sene acı bir şekilde iptal olan İtalya tatilinin üstüne benim pek tadım tuzum kalmamıştı aslında. Tatile gitsek de olur gitmesek de olur diyordum. Ancak yine İstanbul beni daraltmaya başladı, yine herşeyden bıkkınlık, sıcaklar falan, bardak taşmaya yaklaştı. Buarada sıcaklar derken aslında benim laf etmeye hakkım yok. Sabah 9’dan akşam 7’ye kadar tepemde klimayla donuyorum, ev desen evde 2 camı karşılıklı açtın mı bazen üstüme hırka bile aldığım oluyor, kısacası daha sıcaklardan nasibimi almadım ben. Bünye bir kere daraldı ya tamam artık beni toplayabilene aşkolsun, neden bu kadar huzursuz, rahatsız bir insanım ben ya?Oturduğum yerde duramıyorum, hep böyle sanki kötü bir şey olacakmış endişesi, bir hayattan sıkılmışlık -aslında buna hayattan değil de çalışmaktan sıkılmak diyelim- , böyle bir halsizlik, yorgunluk vs. Depresyon diyeceğim ama demiyorum çünkü ben depresyona inanmıyorum:) Depresyon bu kadar kolay olmamalı, bunun için insanın ne bileyim mutsuz bir aile yaşantısı olur ya da tamam çalışmayı sevmiyor olabilirim ama sanki kaç kişi çalıştığı yerde çok mutlu ki? ı-ıh bu da tam sebep olamaz. Kısaca ben şımarıklık yapıyorum galiba, şükredeceğime hep bir memnuniyetsizlik, bir sıkıntı hali. Toplasam kendimi sanırım iyi olacak, düşününce bu kadar kötü olduğunu farketmemiştim, düşündüklerimi yazıya dökünce kendimden utandım:)))

Neyse bu kadar içinizi baydıktan sonra biraz da haftasonundan bahsedeyim. Öncelikle cumartesi günü iş çıkışı Capacity AVM’ye gittim. Alışveriş modunda olmadığım için amacım sadece U. gelene kadar vakit geçirmekti. Bu sefer genelde uğramadığım yerlere bakmaya karar verdim ilk. Banana Republic’e girdim, bir tulip etek beğendim, bluzla t-shirtle acaip güzel olabilecek bir model. Giydim kalça kısmından tam oldu ama beli o kadar boldu ki olmadı yani. İndirim olmasına rağmen fiyatı 185 liraydı, kimbilir belki eteğin üstüme cuk oturmaması hayırlı oldu:))) Sonra Park Bravo ve Twist’e girdim. Park Bravo vasattı da Twist aklımı başımdan aldı. Yalnız pazar malı bir atletin üstüne fermuar koymuşlar 50 Liradan satıyorlar, minicik bir yelek 99 lira. Aman dedim Misred boşver ya, dolapta daha giyilmeyi bekleyen bir sürü şey var. Velhasıl amaçsız amaçsız gezerken bir kaç ayrıntı dikkatimi çekti.
1. Ben de dahil kadınların yüzde 90’ında maxi elbise vardı( Allahtan benimki düz siyahtı) Ve bu gerçekten sıkıcı bir hal aldı:)) Bir de tavsiyem göğüs veya sırt dekolteli bir elbise aldıysanız hakkını verin kardeşim , içine t-shirt giymeyin, olmuyor bence.

2. Saat 13:00 sıralarında insan neden bu kadar parlak kıyafetle dolaşır ki ? ve neden bu kadar abartı makyaj yapılır ki ben anlamıyorum saçlar da cabası. Capacity de oturduğumuz süre boyunca U. ile gelip geçene bakıp dalga geçtik resmen. Özellikle 16-20 yaş aralığında olan kızlarımız ful makyaj ve gece giyilebilecek kıyafetlerle gündüz vakti sokakta dolaşmasınlar lütfen.

3. Sephora’da bir şey alayım diye resmen gırtlağıma yapıştılar. Yok babanıza parfüm alın, yok size bilmem ne verelim. Kıza dedim ” böyle sıkboğaz ederseniz ben burdan bişey alamam” diye, velhasıl kız şaşırıp kaldı ben de ne bakacağımı bile unutup koşar adım uzaklaştım.

Cumartesi günüm böyle boş geçti işte. Pazar günü Hisar’a kahvaltıya gittik, ordaki kızlarında cumartesi günü gördüğüm kızlardan bir farkı yoktu. Yahu pazar kahvaltısına geliyorsunuz 2 dakikada süsünüzden, pırıltınızdan ödün verin kardeşim ya, biraz doğal olun pes. Kıpkırmızı rujlar, terracotta allıklar, şıkır şıkır kıyafetler ya bilmiyorum bende mi tuhaflık yoksa saat 10:00 ‘da bu kadar süslenen hatunlarda mı ? hepsi birer Süreyya Yalçındı dersem sanırım gözünüzde daha iyi canlanacaktır.

Bugünlük benden bu kadar, sabah yazmaya başlamıştım ancak bitti, araya iş güç girdi:))

PS: Dün Benjamin Button ve Elle Dergisi’nin hediyesi Broken English’i seyrettim. Benjamin güzel olmakla beraber ilk 1 saati oldukça sıkıcıydı zaten 2.5 saat sürüyor. Broken English ise bir türlü aşkta dikiş tutturamamış, gündelik ilişkiler yaşayan ve bundan son derece muzdaripken Fransız bir adamla tanışarak hayatı değişen bir kadının hikayesini anlatıyor. İkisini de tavsiye ederim.

fotoğraflar: fotokritik

11 Responses to “başlıksız”

  1. zui June 22, 2009 at 1:13 pm #

    ayy söylediklerinle duygularıma resmen tercüman oldun. çalışmak istemiyorum tatil egitmek istiyorum. bunaldım artık. herşey rutin ama çalışmadan da olması imkansız tabio bahsettiğin kızlar bu sıcakta nasıl rahat ediyorlar bi de onu merak ediyorum tabi

  2. MISSRED'S DIARY June 22, 2009 at 1:22 pm #

    bu arkadaşlar rahatsız giyim tarzını bir yaşam tarzı haline getirmişler artık, onlara dokunmuyor bize dokunduğu kadar. Düz ayakkabı giyince ayağının ağrıdığını iddia eden hatunlar var, neymiş efendim topukluyla onlar daha rahat yürüyorlarmış, ben inanmıyorum:)))Gerçekten her daim bakımlı kadınları takdir ediyorum o ayrı ama bunlarınki assolistten hallice kusura bakmasınlar:))

  3. MODA CADISI June 22, 2009 at 2:13 pm #

    Tatil, tatil, tatil, bugun benim için de zor geçiyor, umarım yarın düzelirim.

  4. MISSRED'S DIARY June 22, 2009 at 2:50 pm #

    cadı yoksa röyksopp da dağıttın mı diyecektim, twitter'ı gördüm:(( ben gidemedim, gidemedim derken gitmedim. Tatil hepimize lazım gel gör ki zamanın göreceliliğinden dolayı tatil dediğin de ışık hızıyla geçiyor.

  5. joy June 22, 2009 at 3:44 pm #

    🙂 sephora hakkında söylediklerin %100 doğru bence…capacitydeki -aynı kadındır muhtemelen-çileden çıkardı bizi…erkek arkadaşım en sonunda 'kadın birazdan bakın bende kampanyadayım beni de alın ' dicek dedi…o kadar bunalttı ki belki daha cok sey alacakken kaçtık …

  6. gizemel June 22, 2009 at 3:46 pm #

    çok gzl yazmışsın ağzına sağlık.öğlen saatinde sahneye çıkacakmış gibi makyaj,saçlar,doğallıktan tamamen uzaklık..bunu yapanlar da 15-16 yaşında..ama depresyon hakkındaki fikirlerine katılmıyorum.ben de başıma gelene kadar senin gibi düşünüyordum.ama beyindeki kimyasal denege boculdu mu bir kere sebep kalmıyor inan..ay çok uzattım iyi günler=))

  7. Itır June 22, 2009 at 3:46 pm #

    O topukuyla rahat yürüyorum diyenler var ya, topuklunun daha ince gözsteremesi yüzünden ayaklarından asal çıkarmak istemeyenler.Yani zayıflar ama gfene de bu ince gösterme psikolojisi içindeler.Yakınımda var bunlardan biliyom:)))

  8. tweety June 22, 2009 at 6:33 pm #

    ofisin olduğu ve bütün gün klima altında olduğun için bence iyi yanından bakmaya çalış olumsuz düşününce insana afakanlar basıyo.ben napiyim,sen beni içeri almasan ben kapının önünde sıcaktan bayılır kalırım heralde bööö :((( sabahtan 3,5 saat trafikte çebelleştikten sonra arabada 39 dereceyi sıcaklığı gördüm.pazartesilerden nefret ediyorummmmmmmmmmmm!!!!!!!!!!!

  9. tweety June 22, 2009 at 6:33 pm #

    ofisin olduğu ve bütün gün klima altında olduğun için bence iyi yanından bakmaya çalış olumsuz düşününce insana afakanlar basıyo.ben napiyim,sen beni içeri almasan ben kapının önünde sıcaktan bayılır kalırım heralde bööö :((( sabahtan 3,5 saat trafikte çebelleştikten sonra arabada 39 dereceyi sıcaklığı gördüm.pazartesilerden nefret ediyorummmmmmmmmmmm!!!!!!!!!!!

  10. MODA CADISI June 23, 2009 at 7:38 am #

    Yaramı deşme, hayatımda bulunduğum en sıkıcı düğün yüzünden yıllardır beklediğim grubu kaçırdım😦 Bu akşam Placebo'ya kısmetmiş.

  11. MISSRED'S DIARY June 23, 2009 at 8:16 am #

    joy; bazen de kimse yüzüne bile bakmıyor sanırım hep aynı kızın başının altından çıkıyor bunlar:))) hiç mi müşteri olmadı hayatında bilmiyor mu insanların daraldığını anlamıyorum ki?gizemel; depresyona inanmıyorum derken, herkesin dilinde ben depresyondayım lafı var bu kadar kolay olmamalı yani, bir de bu benim herzaman ki halim ben hep böyleyim yani:))Itır; benimde bir arkadaşım var boyu 1,65 senin boyun normal diyorum yok o bi kere alışmış 10 cm den aşağı giymemeye kendisini kısa zannediyor ve inanmayacaksın ama hiç babeti yok.tweety; şekerim senin işinde zor, bütün gün dışarda, ne diyim benim bişi söylemeye hakkım yok gerçekten.Cadı; düğünleri normalde sevmem zaten, pek nadirdir eğlendiğim:) en azından Placebo'ya gidecek olman güzel bişi tabi, ben resmen bu yaz hiçbir etkinliğe katılmadım :(((((((((((

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

cemsagkol

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

SERBEST KÜRSÜ

3 Okur 1 Yazar

Hayatı Kolayla

Hayatı kolay yaşamaya dair herşey...

Bir Sosyal Medya Uzmanı

Sosyal Medya ve Dijital Pazarlama Yenilikleri - Oğuzhan Yılmaz

aklıma düşen

Hayata dair herşey...

KocaBoğaz

yemiş* içmiş* yetiştirmiş*

İSYANIM VAR !!!

KONUŞURSAM OLAY OLUR

ANTRE

Kelimelere dökülmüş benliğim...

baharinay

Perdedeki Kadınlara Mektuplar

DÜNYANIN TASARIMI

Dünya görüşünüz tasarımlara yansır , tasarımlar da buraya !

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d bloggers like this: