Archive | ETSY RSS feed for this section

Freud yaklaşımlı Cuma Yazısı

2 Dec
Bugün cuma yazısı yazacaktım, aklımda bir sürü şey vardı, hepsi uçtu gitti. Sahi ben neden bahsedecektim? Begüm’den mi? Yorgun ve ne olduğunu anlamadan geçen günlerden mi ? Ailecek bir değişim ve dönüşüm dönemine girmemizden mi? Bir takım planlardan mı? Hiç olmadı şu bir türlü veremediğim kilolardan mı?
Yok yok ben konumu buldum, şimdi başlıyorum.

Daha aralık ayına girmeden herkeste bir telaş başladı. Yeni yıl telaşı! Herkes hediyelerini aldı, ağacını süsledi, yeni yıldan başka bir düşünce yok çoğu insanın kafasında. Ne yalan söyleyeyim imreniyorum böyle insanlara, işinin gücünün içinde bir de bunlara vakit ayırabilenleri takdir ediyorum. Daha çok da içinden gelerek yapanlara, yaptığında mutlu olanlara gıptayla bakışım.

Yeni bir yıla girecek olmak beni nedense heyecanlandırmıyor. Yeni yıla yeni başlangıçlar, yeni umutlar gözüyle bakamıyorum çünkü. Yanlış anlaşılmasın umutsuzca yaşayan, hayata dair beklentisi olmayan biri değilim ben. Aksine o kadar da çok planım var ki hayata dair. A planım, B planım ve daha fazlası… Ama şu her şeye bir mantıksal çerçevede bakışım yok mu? Bir gün deli olacağım diye korkuyorum. Bir gün önce neyse bir gün sonra da o olacak işte yeni yılda. Kutlamalar genelde başarıyla sonuçlanan bir olayın sonunda olmaz mı? Yılı iyi bitirdiysek biten yılı kutlayabiliriz ama başımıza nelerin geleceğini bilmeden neden kutlama yapıyoruz ki yeni yıl için? :))

Bu arada aklıma bir şey geldi çocukluğuma dair. Çocukken yılbaşında hep evde olurduk, yemekler yapılır, çerezler alınır, bir çok Türk ailesi gibi biz de televizyon başında yılbaşı programlarını izlerdik. Artık beynime neden  öyle kodlamışsam yılbaşı demek kar yağması demekti. Aralık’ın 31’ini Ocak’ın 1’ine bağlayan gece kar yağardı (yağmalıydı) ama hiç de yağmazdı. O kadar dua ederdim, “bu gece kar yağsın” diye, gece durup durup camdan bakardım acaba kar başladı mı diye? Annemle babam anlatırdı kar yağmayacağını ama yok, ben inanmaz ve beklerdim daha doğrusu çok beklerdim:)
Sanırım çocukluğumda yaşadığım bu hayal kırıklığı beni yılbaşından, yeni yılın yeni umutlar getirdiği mottosundan soğuttu. Kar bile yağmayan yılbaşında ne yeniliği, ne umudu dimi ama?? (Karlar içinde girdiğimiz bir yıl bana yeni yıla dair bütün çocukluk şoklarımı unutturacaktır):))))
Yaşasın çocukluğa inme !  yaşasın Freud ! Yaşasın psikanalitik yaklaşım !
                                                                             Source: etsy.com via Maryanne on Pinterest


 Yukarıda “ben konumu buldum” dediğimde, aslında konu 2012 takvimleriydi, nereden nereye geldik!

Bütün bir sene bizimle masamızda duracak ya da duvarımızda asılı olacak takvimler için bir kaç güzel örnek buldum sizin için( üzerine tıklayıp kaynağını görebilirsiniz)  Ayrıca baykuş merakı olanlar baykuşlu takvim yaratmak için sağdaki gagdet’e tıklayabilir ya da photoshop kullanarak kendinize özel bir takvim yaratmak için buradan buyurabilirsiniz.

Herkese iyi hafta sonları 🙂

P.S : Turkcell Blog Ödülleri’nde sanırım bugün son gün, biliyorum bütün oylar bana ama belki unutmuşsundur 😛

Kelebek etkisi

29 Nov
Bu bendeki kelebek sevdası çocukluğuma dayanır. O zaman bir ansiklopedi vardı evde, renkli resimli ansiklopediydi hatta adı. O ansiklopedinin kelebeklerle ilgili rengarenk bölümüne hayranlıkla bakar, anneme hep o sayfayı okuttururdum. Yıllar sonra kelebek bir moda simgesi haline dönüştüğünde üzülmedim diyemem tıpkı mor rengin moda olması gibi. Mor da kelebek de sadece benimdi ve benim kalmalıydı:) 
Dövme sahibi insanların farklı olarak nitelendirildiği ve benim açımdan gıptayla bakıldığı ilk gençlik yıllarımda eğer bir gün bir dövmem olursa bu kesinlikle kelebek figüründen olmalıydı. Gel zaman git zaman devir değişti, artık dövme ruhu diye bir şeyin kalmadığı, herkesin herkese dövme yaptırdığı ve sanırım 5 kadından 3’ünün kelebek dövmesinin olduğu bir dönemde ben de her şeye rağmen gidip kelebek dövmesi yaptırdım bir kaç sene önce, bir gün ikinci dövmemi de yaptıracağım ve bu yine kelebek olacak. 
Kelebeklerin günlük hayatımızda  aksesuarda ya da baskı olarak değil de dekorasyon öğesi olarak kullanılmasını  daha çok tercih ediyorum. Ancak yine de aşağıdaki kolyeleri bana çocukluğumu, kelebek sevgimi yeniden hatırlattığı için çok sevdim. Eskiden her şey daha bir anlamlıydı sanki, her şey bu kadar tüketilmemişti.
Sizin de var mı böyle çocukluktan beri bağlı olduğunuz , anlam yüklediğiniz şeyler?

P.S.; Turkcell blog ödülleri oylaması hala devam ediyor, bilginize :)))


kaynak için fotoğraflara tıklayabilirsiniz.

Evimde olsalar…

15 Aug

Dekorasyon ve ev aksesuarları gibi konularda çok geri kalmış durumda olduğumuzu düşünüyorum. Yabancı menşeli bloglara bakarken resmen dibim düşüyor. Aksesuarlardaki o yaratıcılık, renklerdeki doğallık, sunumdaki iç açıcılık bizde yok. Abartıyı, gösterişi, taşlı tuşlu şeyleri seviyorsak alternatif çok da doğallıktan yanaysak IKEA evimizin her şeyi. Bir diğer alternatif de yurt dışından alışveriş. Benim gibi e-alışveriş konusunda çekincelere sahip biriyseniz de ancak iç geçirirsiniz sitelere bakarken.

İşte böyle iç geçirmelerimden birinde önce fotoğrafçı Susannah Tucker‘ı keşfettim. Ürünlerini ETSY‘de satıyor.

Sonra da bu duvar stickerlarını buldum:(( Yukarıdaki fotoğraf blokları da duvar stickerları da Avustralya’dan bir koşu gidip, alıp, gelsem mi?

Hiç ağzınız sulanmasın…

24 May

Çünkü bunlar  TIK TIK

cemsagkol

Smile! You’re at the best WordPress.com site ever

SERBEST KÜRSÜ

3 Okur 1 Yazar

Hayatı Kolayla

Hayatı kolay yaşamaya dair herşey...

Bir Sosyal Medya Uzmanı

Sosyal Medya ve Dijital Pazarlama Yenilikleri - Oğuzhan Yılmaz

aklıma düşen

Hayata dair herşey...

KocaBoğaz

yemiş* içmiş* yetiştirmiş*

İSYANIM VAR !!!

KONUŞURSAM OLAY OLUR

ANTRE

Kelimelere dökülmüş benliğim...

baharinay

Perdedeki Kadınlara Mektuplar

DÜNYANIN TASARIMI

Dünya görüşünüz tasarımlara yansır , tasarımlar da buraya !

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.